ÇİKOLATA KAPLARIYLA KÜLTÜR AKTARIMI

Bundan on yıl önce bir arkeolog Pueblo silindir kaplarda kakao kalıntıları bulduğunda büyük ses getirmişti. Keşfi, Chaco Kanyonu'ndaki Güneybatı çöl sakinlerinin Mayalar gibi tropikal Mezoamerikan* kakao üreticileriyle M.S. 900'e kadar ticaret yaptıklarını ortaya koyuyordu. Ancak içki kapları da, içinde saklanan çikolata kadar önemli. Çünkü Chaco Kanyonu Pueblo'larının soyundan gelen çanak çömlekçiler bu geleneği bugün de hala dinamik biçimde sürdürüyor.

Chaco Kanyonu çikolata içme kapları, benzer amaçla şekillendirilmiş Maya kaplarından belirgin farklılık gösteriyor.
Chacolular silindir kapları 1100’den itibaren yapmayı bıraktılar

1900’lü yılların başlarında, Smithsonian Ulusal Doğal Tarih Müzesi (Smithsonian’s National Museum of Natural History), Chaco Kanyonu'ndan bazı silindir kapları toplayan bir arkeolojik sefere katıldı. Bu kaplardan ikisi şimdi müzenin “Mucize Nesneler” sergisinde gösteriliyor. Seramik kapların elde edilişi aslında müzenin sömürgeci geçmişini anımsatıyor ve özellikle ABD’de siyahi George Floyd’un polis tarafından öldürülmesinden sonra ortaya çıkan sömürgeci geçmişle hesaplaşmalar yüzünden olumsuz bir izlenim yaratıyor. Ancak müzenin antropologlarının bu seramik kapları, topluluklarında kültürel canlanmaya öncülük eden yerli insanlarla bağ kurmak için kullanmak istemesi olumlu bir yaklaşım. Örneğin müze, “Recovering Voices” (Sesleri Kurtarmak) programı kapsamında seramik yapım geleneklerini daha iyi anlamak için Chaco Pueblolarının Hopi torunları gibi yerli topluluklarla birlikte çalışıyor. Ayrıca, yerleşik çömlekçilere koleksiyonu tanıtarak sonraki kuşaklara bilgi aktarımı sağlamış oluyor. Doğal Tarih Müzesi'nin Kuzey Amerika Arkeolojisi Küratörü Dr. Torben Rick, kurumun gelecekte daha toplum odaklı çalışmasının önemini vurguluyor ve “Dünyanın çok değiştiğini ve birçok müzenin belki de olmaması gereken yerlere eriştiğini kabul

etmeliyiz. Şimdi arkamıza yaslanıp insanların ve daha büyük toplulukların bize ne söylediklerini dinleme zamanı” diyor.


Çikolata içmek için kullanılan silindir kaplar 12. yüzyılın başlarında, Chaco Kanyonu’nda birden yok oldu. Yerli halk, kapların yüzden fazlasını Pueblo Bonito'daki bir odaya doldurup ateşe vermişti. Sonraki dönemlerde çikolata içmeye devam etseler de, artık bu kapları kullanmaz oldular. Bu da kapların dinsel olarak kakaonun kendisi kadar önem taşıdığını düşündürüyor. Pueblo seramik kap kalıntılarında kakao izlerini bulan arkeolog, New Mexico Üniversitesi’nden Dr. Patricia Crown, bu kapların gücüne inanıldığı için ateşe atarak yok edilmiş olduklarını söylüyor. Silindir biçimindeki seramik kapların 1100’de yok edilmesinden sonra Pueblo halkının ataları başka kaplarla kakao içmeye başladı. Çikolata silindirlerinin ritüeli de zamanla kaybolup gitti.

(Soldan sağa) Karen Charley, Darlene James ve Delaine Fern Chee gibi “Recovering Voices” programı kapsamında çalışan Hopi çömlekçileri, Smithsonian Ulusal Doğa Tarihi Müzesi'ndeki çömlek koleksiyonuyla kişisel bağlantılar kuruyor.


Seramik eğitimi, Güneybatı ve Mezoamerica arasındaki karmaşık etkileşim hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyen bilim adamları için yararlı olabilir. Farklı toplumlardaki benzer etkinlikler için benzer şekillerdeki kaplar, kupalar veya kaseler kullanılmış olmalı. Dr. Patricia Crown’a Chaco kaplarıyla kakao içilip içilmediğini anlamak için araştırma fikrini veren Maya kapları olmuş. Maya kaplarının çikolata içmek için kullanıldığını öğrenen Crown, Chaco halkının da silindir kapları aynı şekilde kullanıp kullanmadığını merak etmiş. Kapların biçimi çikolatanın yanı sıra fikir ve ritüellerin de yayılmış olabileceğini düşündürmüş. “ABD ile Meksika arasındaki sınırda kültürlerarası etkileşim ve ticari malların alınıp satılmasına engel olan bir duvar yoktu. Şu anda nerede olduğumuzu göz önüne alınca 1000 yıl önce ne kadar farklı olduğunu düşünmemize yardımcı oluyor” diyor.


Pueblo halkı kakao ticaretinden fazlasını yapıyordu. Yarımküredeki medeniyetlerle fikir, papağan, diğer yiyecekler ve çanak çömlek yapım tekniklerini değiş tokuş ettiler. Dr. Torben Rick’e göre bu, Mezoamerican ormanlarında kakao hasat eden ve güneybatıdaki insanlara ulaşmak için büyük bir ağ üzerinden ticaret yapan insanlar olduğu anlamına geliyor. İnsanların sahip olduğu geniş bilgi tabanını gösteriyor. Oysa küreselleşmiş modern dünyamızda, 1000 yıl önceki insanların internet ve toplu taşıma olmadan bu tür bağlantılara sahip olduklarını düşünmüyoruz.


New Mexico'daki Chaco Kanyonu, Puebloların torunları için kültürel ve dinsel önemini yitirmedi. Hopi dahil kabileler, Chaco Kanyonu’nu geleneklerinin önemli bir parçası olarak görmeye devam ediyor. Smithsonian Müzesi Kuzey Amerika Yerli Kültürü Küratörü Dr. Gwyn Isaac, “Bu yerlerle hâlâ çok büyük bir akrabalık var ve seramik bu şekilde anlam kazanıyor. Çanak çömleklerle taşınan canlılık, fikirler ve tasarımlar seramiğin bugünkü değerini oluşturuyor” diyor.


Recovering Voices, yerli topluluklar ile Smithsonian koleksiyonları arasında bağ kuran bir dil ve kültürel canlandırma programı. Örneğin Hopi çömlekçileri, koleksiyonları kendi topluluklarında kuşaklararası bilgiyi ve yerel değerleri aktarmak için kullanıyor. Müze ziyaretlerinden elde ettikleri tüm bilgileri, genç kuşakların çömlekçilik hakkında bilgi edinmesine yardımcı olmak için aktarıyorlar. İnsanlar seramikler üzerinde çalışarak kendilerini atalarına daha yakın hissediyorlar. Geçmişe ve bugüne bağlanmanın bir yolu.

 

(*) Mezoamerika (İspanyolcaMesoamérica), Orta Amerika'da Meksika'nın ortalarından BelizeGuatemalaEl SalvadorHondurasNikaragua ve Kosta Rika'nın kuzeyine kadar uzanan alanda 15. ve 16. yüzyıllarda İspanyollarca sömürgeleştirilmeden önceleri Kolomb öncesi toplumları tarafından oluşturulan bölge ve kültür alanı.