AŞI-NI PAYLAŞ!..

Geçtiğimiz Şubat ayında yaşamını yitiren koleksiyoner ve sanatçı dostu işadamı Murat Balkan’ın anısına Ankara’daki Nurol Sanat Galerisi’nde 9 Nisan-7 Mayıs tarihlerinde bir sergi açıldı. “Aşı-nı Paylaş” başlıklı bu sergi, hem “aş”ın hem de “aşı”nın adil paylaşımına dikkat çekmeyi hedefliyordu.


Doç. Dr. MUTLU BAŞKAYA Herkese açık soframa, sen de aç gel, doy da öyle git.

Sohbetle renklenir sofram, sen de gel fikrini kat da öyle git.

Bereketi sevgidendir soframın, sen de gel sevdalan da öyle git.

Her şey çöl olmadan soframda, sen de gel paylaşalım aşı öyle git.

Murat Balkan Anısına…

Mutlu Başkaya, Kim Yong Moon ve Yüksel Önder Maden


Dünyada Covid-19 salgını nedeniyle insanların sosyal ilişkileri sınırlanmış ve bu ilişkiler uzaktan yürütülmeye başlanmıştır. Restoran, kafe ve evlerdeki davetler durakladığı gibi, tiyatro, bale, opera, konser salonları, müzeler ve galeriler ya izleyicisiz kalmış ya da sınırlı sayıda izleyiciyle aktivitelerine devam etmektedirler. Dünya genelinde eğitim, sanat sergileri ve toplantılar çevrimiçi olarak devam etmekte, gerçek iletişim neredeyse duraklamaktadır. Yaşanan fiziksel izolasyon nedeniyle insanlar monoton bir yaşam sürmeye başlamışlar ve psikolojileri bozulabilmektedir. Tüm bu olumsuzlukları olumlu bir yöne dönüştürmenin yolu da yine sanattan geçmektedir. Sanatçı bu izolasyon ortamında kendini daha üretken kılarken, sanatsever de sanatla daha fazla beslenir hale gelmiştir. Çevrimiçi sergiler gerçek sanat galerilerinin yerini hiçbir zaman tutmaz ama sanatı daha ulaşılabilir kılar. Büyük toplulukları bir araya getirmeden yani açılış yapmadan, salgın koşullarına uyarak ziyaret edilen sergiler, sanat eseriyle izleyiciyi buluşturup, eser ile izleyici arasındaki duygu ve düşünce iletişimini daha doğru sağlayabilmektedir. Böylece insanlarda oluşabilecek depresyon sanat aracılığıyla azalabilmektedir.

Türk ve dünya kültüründe büyük sofraların etrafında sohbet ederek yemek yeme geleneği çok yaygındır ve seramik ya da porselenden yapılmış yemek takımı tasarımlarının gelişmesine neden olmuştur. Dünyadaki tüm kültürlere ait farklı seramik sofra tasarımları Neolitik’ten günümüze çeşitlenmiş ve zenginleşmiştir.


Atatürk’ün de sofrasında ülkesinin sorunlarına, farklı kişilerin düşüncelerini alarak çözümler bulmaya çalıştığı; sofrasına bu nedenle düşünürleri, yazarları, sanatçıları, bilim insanlarını, siyasetçileri, diplomatları ve yakın dostlarını davet ettiği biliniyor. Atatürk’ün manevi kızı Sabiha Gökçen de bu sofraları; dünya ve yurt sorunlarının, ilmin, felsefenin, sanatın, müziğin ve düşüncelerin paylaşıldığı sofralar olarak tanımlamıştır.


“Aşı-nı Paylaş” sergisine ve burada gerçekleştirdiğim performansa esin kaynağı olan işte Atatürk’ün ve sanatsever işadamı Murat Balkan’ın sofraları oldu. Atatürk ve Murat Balkan sofraları arasındaki benzerlik, sadece yemek yemek için buluşulan değil, aynı zamanda sanatın, bilimin ve felsefenin konuşulduğu sofralar olmalarıydı. Şubat ayında bir trafik kazasında yaşamını yitiren Murat Balkan, iş hayatına TED Ankara Koleji’nde kimya öğretmeni olarak başlamış saygın bir işadamıydı. Bilimi, sanatı ve kültürü destekleyen, sanat koruyuculuğu görevini üstlenen öncü ve nadir bir isimdi. Bodrum, Aspat koyunda düzenlediği resim ve heykel sempozyumlarında ortaya çıkan yapıtlarla bir müze kurmak istiyordu. Bu müze uğruna hayatını kaybetmesi tüm sanatçı dostlarını üzdü. Kızı Naz ve oğlu Fırat’ın onun bu dileğini gerçekleştirmesi inancıyla ailesine, tüm sevenlerine, sanatçılara ve sanatseverlere başsağlığı diliyoruz.


Murat Bey, seramik sanatıyla da ilgilenir ve Hacettepe Üniversitesi Seramik Bölümü’müzün etkinliği Uluslararası Macsabal Sempozyumu’nu yakından izlerdi. Burada tanıştığı Koreli sanatçı Kim Yong Moon’un çanaklarını (macsabal) ve kadehlerini koleksiyonuna katmıştı. Kim Yong Moon’un yıllar önce Kore’de, doğadan ilham alarak her biri farklı renkte ürettiği özel tabaklardan da alarak koleksiyonunu genişletmek istiyordu. Murat Balkan’ın anısına düzenlenen sergi fikri de bu şekilde ortaya çıktı. Kim Yong Moon ve Nurol Sanat Galerisi yöneticisi Yüksel Önder Maden ile bir araya gelerek bu sergiyi planladık.


Kim Yong Moon, sergiye katılacak 25 sanatçıya 7’şer tabağı tornada çekerek, pişmemiş halde dağıttı. Ardından sanatçılar bu tabakları bir tuval gibi düşünüp, kendi duygu ve düşüncelerini kattılar. Salgın günlerinde olumsuz bir durumu olumlu kolektif bir sanat etkinliğine dönüştürdüler. Eserlerin düzenlenmesinde emeği geçen İlhan Marasalı, Sercan Filiz, Mehmet Aytepe ve yardımı dokunan tüm sanatçılara özellikle teşekkür ederim.


Bense bu sergi için özel bir performans yaptım ve masa örtüsü bile kilden olan bir sofra hazırladım. Serginin odağındaki fikir, toplumsal bir paylaşıma dikkat çekmekti. Pandeminin toplumsal eşitsizliği daha güçlendirdiği dünyada ve Türkiye’de hem “aş”a hem “aşı”ya paylaşımı öneriyordu. Korona virüsü dünyadaki tüm insanları ülke, din, ırk ayırt etmeden tehdit ediyor ama sosyal adaletsizlik bu tehdidi kimi insanlar için daha büyük hale getiriyor. Bir yanda nüfusundan fazlası kadar aşı stoklayanlar, diğer yanda aşıya erişimi hiç olmayanlar… Bir yanda salgını fırsat bilip zenginleşenler, diğer yanda işşiz, aşsız kalanlar… İşte biz de bu adaletsizliğe vurgu yapmak, elimizdekileri paylaşmanın güzelliğini dile getirmek için sanatı seçtik. Murat Balkan’ın da bilim, sanat ve kültürle güzelleşmiş, adil bir dünya istediğine eminiz.