FAİK KIRIMLI BİZLERE HALA ÖĞRETİYOR

On yıl önce aramızdan ayrılan Faik Hoca’yı unutmadık, unutturmadık. Geçtiğimiz aralık ayında açılan “Faik Kırımlı’nın İzinde” başlıklı çini sergisinde 40 sanatçının Faik Kırımlı’nın çalışmalarından esinlenerek ürettiği yapıtlar yer aldı. Faik Kırımlı bugün herkesin adını duyduğu çini sanatçıları yetiştirmiştir. Yenilerine de öğrencilerinin öğrencileri ışık tutmaktadır.


DR. LATİFE AKTAN ÖZEL


Kırımlı ailesine 1935 yılında İstanbul’da katılan Faik Kırımlı üç kardeşin ortancasıdır. Erkek kardeşi Dilanur, ablası Müşerref Hanım’dır. Annesi Çerkez asıllı Gülbeyaz Hanım çok genç yaşında, babası Seyit Ahmet Efendi ile evlenmiştir. Sanatçı kişiliğe sahip olan babası genç yaşta vefat etmiştir. Dedesi Çanakkale’de şehit düşmüştür.

Faik Kırımlı (5) sol başta, annesi Gülbeyaz ortada,

ablası Müşerref (9) sağ başta ve kardeşi Dilanur (3) altta.

Gençliğinden itibaren Faik Kırımlı.


Faik Hoca, uzun boylu yakışıklı bir beydi; gençliğinde basket oynamış, halter çalışmış… Heykel ve gravür sanatçısı iken sonrasında yağlı boya tabloları ile resim sanatına da katkıda bulunmuştur. Zengin bir kitaplığa sahip olan Faik Hoca iyi bir okurdu ve sinemayı çok severdi. Çok yaratıcı, esprili, sanatkar, hassas, saygılı bir beyefendi kişiliğe sahipti. Yeğeni (ablasının oğlu) Doç. Dr. Fedai Barcan’dan edinilen bilgilere göre diyabet ve yüksek tansiyon sorunu olan hocanın saçları yaşadığı sıkıntılı bir süreç sonucunda dökülmüştür.


Eski yazıyı sonradan öğrenen Faik Kırımlı İngilizce bilirdi. 1970’li yıllarda 6 ay Fransa’da ressam arkadaşları ile yaşamıştır. Piyano da çalan Hoca klasik müzik meraklısı idi. Antika sevdası sahip olduğu orijinal tablolardan da anlaşılmıştır.

Florya’daki evinde piyanosu başında.


Faik Hoca, birçok yağlı boya tabloya da imza atmıştır. Eserleri birçok koleksiyonerde mevcuttur.

Otoportre, Faik Kırımlı, yağlıboya, 27x35cm.



Florya’daki evinde yağlıboya tabloları.


70’li yıllarda başladığı çini sanatını sinemada izlediği bir fragman sırasında verdiği “Ölsem de vaz geçmem” sözü ile yaşam biçimine dönüştürmüştür. Bu uğurda varlığının büyük bir kısmını harcamıştır. İlk atölyesi İstanbul Mevlanakapı’da kiraladığı bir at ahırıdır. Hoca’nın bizlere ulaşan bir çok eseri, farklı formlar, karolar ile konuları içermektedir ve çok yönlü bir bakışa sahip olduğunun kanıtıdır.

Faik Kırımlı’nın eserlerinden bazıları.


“Çini bir ateş oyunudur” diyen Hoca’nın bu alanda yayınlanmış makaleleri ve kendisi hakkında kaleme alınmış yazılar mevcuttur. “İstanbul Çiniciliği” Faik Kırımlı’ya ait bir söylemdir. Bir diğeri “Topkapı Sarayı arşivi ve bilhassa Nusretiye Arşivi vesikaları tetkik edilme imkanına erişildiği zaman çini tarihimizin niceliğini belirleyecek sayısız vesikalar bulunacaktır” şeklindedir. Hoca’nın bu konudaki “İstanbul Çiniciliği” başlıklı makalesi 1982 tarihli Sanat Tarihi Yıllığı, Sayı: XI’da (sa: 95-111) yayınlanmıştır. “İstanbul’da Ehli Hiref Çini Ustaları” başlıklı diğer yayını 1986 yılında Antika Dergisi’nin 16. sayısında, 22-24. sayfalarında bulunmaktadır. Aynı dergideki diğer yayını “İznik Çinileri ve Cenovalı Çini Tüccarları” 1987’de sayı:27’de 50-52. sayfalarında yer almaktadır.


Faik Hoca hakkında yayınlara gelecek olursak; Prof. Dr. Ara Altun “Osmanlıda Çini ve Seramik Öyküsü” başlıklı kitabında Günümüzün Ustaları bölümünde ilk olarak Faik Kırımlı’ya yer vermiştir. Sayfa 287-290 arasında Hoca’nın Türk Çini Sanatına katkısını anlatmıştır. “Faik Kırımlı Hayatı ve Sanatı” başlıklı Küçükçekmece Belediyesi yayını ise (Aralık 2013 İstanbul) eserleri ve dostlarının anlatımı ile hoca hakkında bilgileri de içermektedir.

El Sanatları Dergisi’nin 4. Sayısında (Sa:70-74) “Çiniyi Yaşam Biçimine Dönüştüren ‘Amel-i Faik’” başlıklı yazıda Faik Hoca’nın aşağıdaki aktarımına dayanarak çinide kırmızının oluşumu Latife Aktan tarafından 2007 yılında kaleme alınmıştır:


“Kırmızı renk sıraltında ilk defa 14. yüzyılda Rakkalı bir sanatçı tarafından bulundu ve uygulandı. Osmanlılarda kırmızı rengi yapan malzemeyi ilk defa 1530 yıllarında İstanbullu bir çini ustası tespit eder. Bu esrarlı malzeme o dönemde kumaş boyacılığında da kullanılan halk arasında zacı kıbrız [Demirsülfat (FeSO4)] denilen yeşil renkli bir tuzdu. Bu renk diğer renkler gibi sıraltında satıh sürüldüğünde pişme anında kurşun sır tarafından yutulmakta ve renk kaybolmaktaydı. Usta sıraltına rengi bolca kabarık olarak sürerdi. Pişme anında sır renge nüfuz etse de pişirimden sonra kalan renk sıraltında kabarık şekilde meydana geliyordu. Çiniciliğimizin kırmızı rengi mecburiyetten kabarık olmuştur.”


Ve diğerleri; National Geographic dergisinde “Posta Kodu İznik” Mayıs 2005 yılında, Skylife dergisinde Ekim 2005 yılında, Art Decor dergisinde “Kaybolan Çini Güzellik” Eylül 2000 yılında ve 1996 yılında 43. Sayıda Atlas dergisinde Ekim 1998 yılında, “İznik Çini Kırmızı Sır” Kasım 2006 yılında yayınlanmıştır ve Faik Kırımlı hakkındaki yazıları içermektedir. Gazete ve internette çıkan haberler ise sayılamayacak kadar çoktur.


Üniversiteler, belediyeler, galeriler tarafından Hoca hakkında çeşitli konferans, panel, sergiler düzenlenirken hakkında bir yüksek lisans tezi de yapılmıştır: Kemal Çalışkan, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Geleneksel Türk Sanatları Eski Çini Onarımları Ana Sanat Dalı’nda yüksek lisansını “Faik Kırımlı ve İznik Çinileri” başlıklı tezi ile tamamlamıştır. Ve hatta uluslararası bir sempozyumda bildiri konusu bile olmuştur. “VII. Uluslararası Sempozyumu”, 27 Haziran 2013, Bakü’de yayına da dönüşmüştür. “Türk Çini Sanatının Son Temsilcilerinden Amel-i Faik Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri” başlıklı Kazım Küçükköroğlu’nun sunumudur.


Hocanın antika merakı bir kitap yazmaya kadar varmıştır. İlk baskısı 1996 yılında basılan kitabın genişletilmiş hali 2010 yılında basılmıştır.

Çini renklerinin mücevherlerden esinlendiğini belirten Faik Hoca mercandan kırmızı, lapisten lacivert, zümrütten yeşil, firuzeden turkuvaz şeklinde tanımlardı. Bilgi ve deneyimi aktarmayı hedefleyen Hoca edindiği çini yapım reçetelerini öğrencileri ile paylaşmıştır.


1976 yılında Galatasaray’daki “Çini Tabakları Sergisi” Ahmet Çanakçı’nın koleksiyonundaki Faik Kırımlı eserlerinden oluşmuş ve bir ay sürmüştür.




İlk baskı, 1996 İkinci baskı, 2010


İ.Ü. Eserler deney raporu


Faik Kırımlı eserleri sergi afişi. Kendi elyazısıyla

Faik Kırımlı reçeteleri


Kocatepe Camii’nde kullanılacak çini için, İstanbul Üniversitesi’nde yapılan dayanıklılık testleri sonucunda 5 ayrı eser içinden sadece Faik Kırımlı’nın numunesi başarılı bulunmuştu. Böylece Hoca’nın yıllarca uğraşısını verdiği çini çalışmaları sonuç vermiş, emeklerinin haklı başarısı resmi olarak onaylanmıştı.


Faik Hoca’nın yetiştirdiği çiniciler Eşref Eroğlu, Sıtkı Olçar, Rasih Kocaman, Adil Can, Kazım Küçüköroğlu, Ersin Öcal, Latife Aktan Özel, Nursen-Güvenç Güven çini üretim çabalarını yaşadıkları sürece sürdürmüşlerdir. Faik Kırımlı’dan devraldıkları bilgi ve becerilerini kızları ve oğullarına da aktaran sanatçılar sayesinde bu sanat yaşatılmaya devam etmektedir.

Üniversitemiz, Faik Kırımlı’nın adını 2013 yılında atölyelerinden birine vererek gençlere aktarımının bir boyutunu oluşturmuştur.


Faik Kırımlı’nın eserlerinin bulunduğu antikacı ve koleksiyonerlerden bazıları Ahmet Çanakçı, Koç Ailesi, Hüseyin Kocabaş, Suna İnanç Kıraç Vakfı ve İbrahim Hakkı Yiğit’tir.


Hoca’nın eserlerinin bulunduğu yapılar dendiğinde; kendisi Bursa Yeşil Türbe’nin turkuvaz çinilerini yaptığını ve Bursa Yeşil Cami’ye astığı İhlas Suresi yazılı panosunun sonradan çalındığını söylemişti.

Ömrünün büyük bir kısmını çiniye adayan hocamızı konu alan bir belgesel yapılmıştır. Safranbolu Film Festivali’nin konusu Kültürel Miras olunca çekilen film “Kırmızıyı Arayan Adam” başlıklıdır. Selim Evci bu konuda verdiği röportajda Faik Hoca’nın önemini vurgulamaktadır:“Tüm çini ustaları sözleşmişçesine tek bir ustadan bahsediyordu: Faik Kırımlı. Bu gelişme ustanın peşine düşmemizi gerektiriyordu. Tam bir İstanbul beyefendisiydi. Yıllarını çini sanatına vermiş ustanın ülke sanatına ne denli büyük katkılarla yön vereceğinin göstergesiydi.” Belgesel bize Sıtkı Usta’nın Faik Hoca’nın olmamış diye attığı çinilerle Fransa’da açtığı sergiden gelir sağladığını, Prof. Dr. Nurhan Atasoy’un “Günümüzde mercan kırmızısına en çok yaklaşan en iyi kırmızıyı çıkaran usta Faik Kırımlı’dır” dediğini öğretiyor.


Faik Hoca için birçok tanım vardır; “Çiniyi geçmişten geleceğe taşıyan isim”, “Çiniyi tarihten söken adam”, “Fırın yakan Amel-i Faik Usta” bu tanımlardan birkaçıdır.


Amel-i Faik imzası önce çintemani şeklinde imiş, sonra Türkçe olmayan karakteri tercih etmiştir.

Yaşamının büyük bir bölümünü kapsayan ya da başka bir deyişle Çiniyi yaşam biçimine dönüştüren Faik Hoca bugün hepimizin adını duyduğu çini sanatçıları yetiştirmiştir. Yenilerine de öğrencilerinin öğrencileri ışık tutmakta ve tutacaktır.

Faik Kırımlı İznik Müzesi bahçesinde. Latife Aktan Özel ve Faik Kırımlı.

Faik Kırımlı etkinlikleri ve anma toplantılarından bazıları.


Hocamızın vefatının ardından 21 Şubat 2012’de FSMVÜ Yenikapı Mevlevihane Yerleşkesi’nde yapılan ilk panelde sevenleri ve dostları Hoca ile yaşadıklarını dile getirmişti. Konuşmacılar Latife Aktan Özel, Semih İrteş, Sermet Molu, Fatma Şan ve Remzi Köklü idi. Bir yıl sonra diğer bir panel Küçükçekmece Belediyesi tarafından gerçekleştirildi. Hoca farklı yönleriyle ele alınarak izleyicilere aktarıldı. İbrahim Hakkı Yiğit, Sermet Molu, Erkan Doğanay, Semih İrteş, Kazım Küçükköroğlu, Latife Aktan Özel ve Güvenç Güven’in anlattıkları ilgiyle izlendi.

Son olarak Faik Kırımlı ölümünün onuncu yılında Pendik Belediyesi ve Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi tarafından düzenlenen bir çini sergisi ile anıldı. Pendik Belediyesi Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezi’nde geçtiğimiz aralık ayında açılan “Faik Kırımlı’nın İzinde” başlıklı sergide 40 sanatçının Kırımlı’nın eserlerinden ilham alarak ürettiği çiniler yer aldı. Serginin açılışında Latife Aktan Özel moderatörlüğünde düzenlenen panelde ise koleksiyoner Sermet Molu ve kalemişi üstadı Semih İrteş konuşmacı idi. Faik Kırımlı ile uzun yıllara yayılan dostlukları sayesinde yaşadıklarını anlattılar, Hoca’nın sanatçı kişiliği ve eserleri hakkında konuştular.





(Soldan sağa) Pendik Belediyesi Kültür İşleri Müdürü Mustafa Kemal Çalıkçı, Başkan Danışmanı Atilla İpek, FSMVÜ GSF Dekanı Prof. Erol Kılıç, Dr. Latife Aktan Özel, Sermet Molu, Semih İrteş.

Latife Aktan Özel ve Fatma Batukan Belge eserleriyle.

Sermet Molu (solda), Semih İrteş (ortada) ve Latife Aktan Özel panelde.


Faik Kırımlı’yı tanıma şansına sahip olamayan gençler bile Hoca’nın eserlerinden esinlenerek kendi eserlerini meydana getirdiler. Hocamız, hala çini öğretmeye devam etmektedir. Benim içinse kendisini tanımış olmak ve anı biriktirmek şansımdır. Saygı ve özlemle yad ederim.