GERİYE KALANLARIN PORSELENDEKİ İZİ…

Seramik sanatçısı Nurdan Yılmaz Arslan son dönem çalışmalarını “Geriye Kalan” başlığı altında Bursa’daki Akeramos Sanat Merkezi’nde sergiledi. Toplumsal konulara duyarlılığıyla tanıdığımız Arslan’ın bu sergisi de sanatsal anlayışını ortaya koyuyordu.


Doç. NURDAN YILMAZ ARSLAN


Neolotik çağdan endüstri devrimine, oradan günümüze kadar seramiğin hikayesini ve teknolojik evrimini incelediğimizde sanatsal anlamda malzeme olarak “kil”in yaratıcı ifade dili değişmemiştir. İnsanoğlunun var olduğundan beri tüm toplumların kültürel yaşam kimliğine dahil olan seramik sanatı binlerce yıldan beri varlığını sürdürmektedir. Toprak, su, hava, ateş doğadan gelen ve seramiği oluşturan elementlerdir… Ruh, beden ve akıl ile buluşarak biçim ve estetiğe dönüşebilen plastik bir ifade dili oluşturmayı sağlar.


Geçmişten günümüze kap-kacak seramiğinden mimariye, çini sanatından seramik heykele, seramik teknolojisi ve tasarımın birlikte evrildiği tüm kullanım alanlarına değin hayatımızın içinde olan bir malzemedir.


21. Yüzyılın ikinci yarısı çağdaş sanat kavramının plastik sanatlar üzerinden yeniden şekillenmesini sağlamıştır. Modern dünyayı oluşturan pozitif bilimler, analitik düşünce sistemi, endüstri devrimi ve teknolojinin sürekli gelişmesi sonucunda “eğitim” ve “sosyal bilimler” önemli bir ivme kazanmıştır. Özellikle alanımızı ilgilendiren çağdaş seramik sanatı da çağın tüm gelişmelerine koşut bir tavır göstererek beslendiği köklü geleneksel kültürü bireysel yaratım süreci ile yeniden ortaya koyar.

Bir plastik malzeme olarak “seramik” tüm üretim ve düşünce geleneğinin çağdaş yöntemleri ile yeniden biçimlenerek sanatsal üretimin malzemesi olmuştur. Seramiğin malzemeden soyutlanarak farklı bir sanat diline dönüşmesi ise çağdaş seramik sanatının ve akademik sanat eğitiminin temellerini oluşturan bu süreçte şekillenmiştir. 1995 yılında Bosna Savaşları ile başlayan kavramsal çalışmalarım seramiğin plastik ifade dili ile yeniden farklı bir boyuta taşındı. Ülkemizdeki kadınlara yönelik şiddet son yıllarda dünyadaki savaşlar ve göç sorunsallarını çocuk oyunları ve hikayeleri üzerinden yeniden kurguluyorum.


Teknik, estetik ve düşünsel yorumlarımın toprak ile hayat bulduğu seramik ve porselen çalışmalarımı özgün olmanın politik ifade dili olarak açıklayabilirim. İletişimin son hızla hayatımızı şekillendirdiği çağımızda iletişim kuramayan toplumlar ve bireyler olduk. Belki de biz sanatçılar bu kaostan kurtulmak için hayatı anlamlandırmaya çalışıyoruz.