TOHUMDAN FİDANA, FİDANDAN AĞACA DÖNÜŞEN GİRİŞİM: ENTEKNO


Entekno, 2008 yılında Prof. Dr. Ender Suvacı tarafından küçük bir teknoloji geliştirme firması olarak kurulmuştu. Geçtiğimiz yıl İngiltere’den 1,5 milyon sterlinlik yatırım alan şirket 2030 yılında Türkiye’den çıkan ilk Deep Tech (Derin Teknoloji) Unicorn’u olmayı hedefliyor. Prof. Dr. Ender Suvacı ve Dr. Oktay Uysal tohumdan fidana, fidandan ağaca dönüşen süreci anlattılar.


FATMA BATUKAN BELGE


Teknoloji girişimciliğinde sizce spin off girişimlerin yeri, önemi ve avantajları nelerdir? Bu girişim modeli, üniversiteler kanalıyla bilimin teknolojiye dönüşmesi açısından Türkiye'de ne tür fırsatlar sunuyor?


Dr. Ender Suvacı: Teknoloji girişimciliğinde üniversitelerden çıkan spin-off girişimlerin çok önemli bir yeri vardır. Özellikle hem ekonomik kalkınma hem de istihdama yönelik önemli yararlar sağlayabilen Deep-Tech (derin teknoloji) girişimlerinin büyük bir kısmının spin-off girişimler olduğu gözlenmektedir. Derin teknoloji girişimciliğinde insanlığın ihtiyaçlarını doğru anlamak ve buna cevap verebilecek çözümü yaratabilecek inovatif teknolojileri geliştirebilmek için hem alanla ilgili derin bir bilimsel anlayışa sahip olmak hem de teknolojinin geliştirilmesine olanak sağlayacak gelişmiş laboratuvarlara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu nedenle de üniversitelerin bu tür girişimcilik örneklerinin oluşmasında oynadıkları rol çok kritiktir. Örneğin, bizim girişimcilik yolculuğumuzda önce Anadolu Üniversitesi sonrasında Eskişehir Teknik Üniversitesi’nin girişimcilik ve inovasyonu destekleyen yaklaşımları bizlerin başarısına önemli bir katkı sağladı. Türkiye’de son yıllarda artan Teknoloji Transfer Ofisleri (TTO) ile üniversitelerde oluşturulan bilimsel birikimin teknolojiye ve spin-off girişimlerin oluşumuna önemli katkıları olduğuna ve bunun da ülke ekonomisine ve de genç araştırmacılara önemli fırsatlar sunduğuna inanıyorum.


Dış kaynaklı yatırımlar, girişiminizin ve teknolojinizin gelişmesinde dönüm noktası olarak görünüyor. Daha hızlı ve kolay yatırım alabilmeleri konusunda, spin off girişimlere ve diğer tüm teknoloji girişimcilerine önerileriniz ve uyarılarınız nelerdir?


Dr. Oktay Uysal: Büyüme ve gelişme için yatırım çok önemli. Yatırımların nitelikli olması da kritik. Bunun sağlanabilmesi için yatırım ekosistemini iyi tanımak gerekli. Yatırımcılar kimler, aradıkları kriterler neler bunların iyi bilinmesi lazım. Türkiye’de yatırım ekosistemi son yıllarda önemli ilerleme kaydetti. Daha fazla sayıda yatırımcı var ve bunlar iyi nitelikli işleri kovalıyorlar. Eğer yaptığınız iş dünya çapında bir farklılık yaratıyorsa ve pazarı geniş ise o zaman yatırımcı bulmak konusunda da şansınız oldukça yüksek. Tabii burada girişimcilerin nitelikleri de çok önemli. Kurucu ve takımın gücü belirleyici bir etken. Bunun yanında geliştirilen teknoloji, pazara sunduğu çözümün niteliği, pazardaki rekabet, fikri mülkiyetin korunması, yatırımcının çıkış imkanları gibi farklı faktörlerde süreci etkiliyor. Bir girişimci bu faktörleri iyi bilmeli ve yatırımcısına ne sunduğunun çok farkında olmalı.


Girişiminiz için aldığınız yatırımlar, bugüne kadar nasıl bir katma değere dönüştü; bu yatırımların geri dönüşü açısından, kısa, orta ve uzun vadeli finansal hedefleriniz neler?


Dr. Oktay Uysal: Aldığımız yatırımlarla, 5 araştırmacının çalıştığı 80 m2 ‘lik bir ofisten; 50’nin üzerinde çalışanı olan 5000 m2’lik bir fabrikaya doğru evrildik. Küçük bir teknoloji geliştirme firması iken Organize Sanayi Bölgesi içerisinde faaliyet gösteren bir üreticiye dönüştük. Yani tohum filizlendi ve bir fidana dönüştü. Bu fidanın büyüyerek toprağa güçlü kökler ile tutunmuş kocaman bir ağaca dönüşmesi ve bu ağacın gölgesinden, meyvesinden çalışanlarımızın ve diğer paydaşlarımızın daha çok faydalanmasını amaçlıyoruz. Uzun vadede 2030 yılında Türkiye’den çıkan ilk Deep Tech Unicorn’u olmayı hedefliyoruz. Kısa vadede karlılığımızı arttırmak, orta vadede ise finansal gücümüzü arttırmak ve yeni teknolojilerle pazarda genişlemek hedeflerimiz var.

2008 yılında Entekno'nun kuruluşunun, ilk inovatif ürününüz olan elektroseramik tozları üretimiyle ilgili olduğunu biliyoruz. ABD'de İleri Teknoloji Seramikler üzerine masterınız var. Doktora teziniz de seramik tabanlı bir inovatif teknolojiyle ilgili. Geliştirdiğiniz MicNo teknolojinin, kozmetik sektörünün ardından kullanılabileceği potansiyel alanlar arasında, seramik ile ilgili bir konu yer alacak mı?


Dr. Ender Suvacı: Kesinlikle… MicNo teknolojisi nano teknolojisinin sahip olduğu üstün özellikleri sergilerken nanoteknoloji ile birlikte gelen kontrolsüz topaklanma ve potansiyel çevresel zararlar gibi olumsuzlukları ortadan kaldıran bir teknoloji ve bu nedenle de başta seramik olmak üzere pek çok alanda kullanılabilme potansiyeline sahip. MicNo’nun mikron boyutu ve de altıgen plaka şekli sayesinde yüzey örtücülüğü çok yüksek bu nedenle de MicNo tozları pek çok uygulama için bir platform teknoloji olarak bazı katkılarla işlevselleştirilerek kullanılabiliyor. Özetle, MicNo jenerik bir teknoloji ve pek çok alanda kullanılabilme potansiyeline sahip. Bunun en son örneği, geliştirdiğimiz ve şu anda seramik sektörü tarafından büyük ilgi gören ve yaygın olarak kullanılan MicNo-Hijyen (MicNo-Hyg) ürünümüz. MicNo-Hijyenin sahip olduğu geniş plaka yüzeyi sayesinde çok az miktarda antimikrobiyal ajan kullanarak geniş spektrumlu bir koruma sağlamak mümkün olabiliyor. Bunun yanında MicNo-Hijyen mikron boyutlu olması nedeniyle değirmene rahatça karıştırılabiliyor ve ek bir öğütme süresine gerek duyulmuyor. Bunu yani sıra MicNo-Hyg seramik karo, sağlık gereçleri ve porselen yüzeylerinde estetik olarak iyileştirmeler sağlarken renkte hiçbir olumsuz etki yaratmıyor. MicNo-Hijyen sadece seramikte değil aynı zamanda tekstil ve plastik ürünlerde de geniş spektrumlu antimikrobiyal hatta antiviral yüzeyler oluşturmada da kullanılıyor. Bu seramik uygulamalarının yanında MicNo teknolojisinin şu anda enerji alanında Li-iyon pillerinde kullanımları, elektrik alanında antistatik kaplamalarda ve su kalitesini iyileştirme alanında ultrafiltrasyon membranların filtreleme performansında iyileştirme sağlamaya yönelik kullanılmasını içeren pek çok çalışmamız da devam etmektedir.


Entekno olarak çevreye duyarlılık ve sürdürülebilirlik konusunda ne gibi çalışmalar yapmaktasınız? Entekno’nun geleceği konusunda hedeflerinizden bahseder misiniz?


Dr. Oktay Uysal: Çevreye duyarlı olmak ve sürdürülebilirlik artık seçenek olmaktan çıkıp; bir zorunluluk haline gelmiştir. Entekno’nun doğaya ve insanlığa dost ürünler üretme yaklaşımı yıllardır değişmeden devam etmektedir. Sürdürülebilir bir dünya için mücadele eden firmalar arasında ön cephede savaşan güçlü firmalardan olmak bizim için çok önemli. Entekno halihazırda geliştirdiği ürünler yanında yeni geliştireceği ürünlerde de bu yaklaşımını devam ettirecektir. Enerji, hammadde kısıtları, su gibi alanlarda da teknolojilerimiz ile sürdürülebilirliğe katkı sağlamak istiyoruz. Bu alanlarda da çalışmalarımıza devam ediyoruz. 2030 yılında karbon nötr olmayı hedefliyoruz.


Dr. Ender Suvacı: Entekno’nun okyanusun koyu mavisinden, ormanın yeşilinden ve gökyüzünün açık mavisinden oluşan logosu kuruluşundan bugüne firmamızda geliştirdiğimiz teknolojilerin çevreyi koruma ve daha yaşanabilir bir dünya haline getirme konusundaki hassasiyetimizi yansıtmaktadır. Örneğin; MicNo teknolojisi tamamen doğal kaynakların kullanıldığı ve sıfır-atık oluşturan bir proses olarak geliştirilmiştir. Bunu yani sıra ürünün doğaya ve insana dost özellikleri de düşünüldüğünde MicNo teknolojisinin çevreci ve sürdürülebilir bir teknoloji olduğu görülmektedir. Entekno olarak, projelerimizin planlama aşamasında, Birleşmiş Milletler tarafından belirlenen 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine nasıl katkıda bulunabileceğimiz konusunda da kendimizi sürekli sorgulamaktayız.


Entekno olarak bizlerin nihai hedefi, geliştirdiğimiz çevreci üretim teknolojilerini ve ürünlerini tüm dünyaya ulaştıracak küresel bir yapılanmaya giderek; insanlık ve gezegendeki tüm canlıların yaşam kalitesini artırıcı yönde katkıda bulunmaktır.


Tuc d'Audoubert mağarası bizonlarından yüksek teknoloji seramiklere kadar insanlığın 12 bin yıldır bu malzemeyle ilişkisi var. İran’daki Karahan İkiz Türbeleri’nin geometrik desenlerinin fütüristik bir materyale ilham vermesi veya Hong Kong sularındaki mercanları kurtarmak için denizaltına terracotta karoların yerleştirilmesi gibi bilimsel çalışmalar seramiğin geleceğini nasıl etkileyecek sizce? Teknolojik açıdan bakarsak önümüzdeki yıllarda seramiğin gelişimiyle ilgili öngörünüz nedir?


Dr. Oktay Uysal: Seramik insanoğlunun tüm macerasına eşlik etmiş olan çok değerli bir malzemedir. Bu değerli malzemenin kıymetinin en yüksek şekliyle ortaya çıkarılması önemli. Tonunu birkaç yüz dolara değerlendirmek bizim içimizi acıtıyor. Seramik hammaddelerinin yüksek katma değere ulaştırılarak hak ettikleri konuma çıkarılması gerektiğine inanıyorum. Bu nedenle her bir kg seramik hammaddesi içerisine bilgi ve teknolojinin katılması ile değer yükselecek ve hak ettiği fiyatlara ulaştırılabilecektir. Bunun sağlanabilmesi için Ar-ge çok önemlidir. Ar-ge günümüze değil geleceğe daha çok bakmalıdır. Enerji ve su gibi geleceğimiz ile ilgili olan temel alanlarda seramik ürünlerinin en yüksek katma değerle görev alabilmesi sağlanmalıdır. Bunun için de sektör ve üniversiteler birlikte büyük çaba göstermelidir.


Dr. Ender Suvacı: Seramikler insan hayatı içinde çok uzun yıllardır olan ve doğal alması nedeniyle de olmaya devam edecek malzemelerdir. Bugün mercan resiflerinde mercanları kurtarmak için terra cottaların kullanılması aslında insan dışındaki canlılar ile seramiklerin özel bağını gösteren çarpıcı bir örnektir. Geleneksel seramikler olan karo ve sağlık gereçlerinin, özellikle dijitalleşen yaşam tarzı ile birlikte farklı işlevsellikleri de üzerinde taşımaya başlayabileceğine inanıyorum. Aslında pek çok örnek çalışmayı da bu alanda görmeye başlamış durumdayız. Algılama yeteneği olan koku ve sıcaklık sensörü özelliği sergileyebilen karolar gibi pek çok işlevsel seramik örneğini yakın zamanda daha da artarak görebileceğimizi düşünüyorum. Ayrıca işlevselleştirilmiş seramik yüzeylerin enerji üretimi alanında yaygın kullanımını ve hatta su tedariki konusunda kullanılabilmelerinin de mümkün olabileceğini yine önümüzdeki süreçte izleyeceğiz. Bunun yanında geleneksel seramikler dışında kalan ileri teknoloji seramiklerinin insan yaşamını kolaylaştırmak üzere enerjiden, sağlığa otomotive, taşımacılığa, elektroniğe her alanda kapasitör, algılayıcı (sensor), tepkileyici (actuator) ve dönüştürücü (transducer) olarak kullanıldığı düşünüldüğünde seramiklerin çağımızda insan yaşamı için yeri ve önemi çok daha iyi anlaşılabilir. İleri teknolojik seramikler alanında da yüksek performanslı ve çevreci ürünlerin geliştirilmesine ihtiyaç vardır ki bu alanda Entekno da çevreye ve insanlığa karşı sorumluluklarının bilincinde olarak yeni nesil kurşunsuz piezoelektrik seramikleri geliştirme ve mevcut piezoelektrik sistemlerin performanslarını artırma konusunda çalışmalarını ulusal ve uluslararası paydaşlarla birlikte yürütmektedir.