top of page

BELLEK VE GELECEK ARASINDA YOLCULUK

Suna ve İnan Kıraç Vakfı Kütahya Çini ve Seramikleri Koleksiyonu’ndan yola çıkarak, güncel yapıtlar aracılığıyla hafıza ile gelecek tahayyülleri arasında kurulan bağları araştıran “Gelecek Hatıraları” başlıklı sergi Pera Müzesi’nde gösterildi.


FATMA BATUKAN BELGE


Pera Müzesi’nin Kütahya Çini ve Seramikleri Koleksiyonu’ndan ilhamla Suna Kıraç anısına hazırlanan sergisi “Gelecek Hatıraları” 26 Eylül 2023- 24 Mart 2024 tarihleri arasında ziyaretçilerini ağırladı. Suna ve İnan Kıraç Vakfı’nın Kütahya Çini ve Seramikleri Koleksiyonu’ndan bazı parçalar da çağdaş yapıtlarla beraber aynı mekanda sergilendi.



Küratörlüğünü Ulya Soley’in yaptığı Gelecek Hatıraları’nda Adriana Varejão, Aslı Çavuşoğlu, Bilal Yılmaz, Burçak Bingöl, Candice Lin, Deniz Eroğlu, Elif Uras, Francesco Simeti, Jorge Otero-Pailos, Livia Marin, Metehan Törer, Neven Allgeier, oddviz, Skuja Braden, Taner Ceylan, Volkan Aslan, Yasemin Özcan ve Zsófia Keresztesin çini koleksiyonundan ilhamla oluşturdukları güncel yapıtlar yer aldı.


“Motiflerin Hatırlattıkları”, “Nesnelerin Hafızası”, “Bölgenin Hafızası” ve “Geleceği Hatırlamak” başlıklı dört bölümden oluşan sergi, geçmişe nostaljik bir bağlılık yerine, geleceği nasıl hatırlayacağımız hakkında düşünmeyi öneriyordu. Küratör Ulya Soley sergiyi, arşive gelecek-yönelimli bir bakış açısıyla yaklaşarak kurgulamıştı. Sergideki yapıtlar aracılığıyla “Gelecek, geçmişte biriktirilen tanıdık nesneler aracılığıyla hatırlanabilir mi? Gelecekte parça parça belirecek hatıraları şekillendirmek, geçmişi anlamayı ve korumayı kolaylaştıran bir araç olabilir mi?” sorularının yanıtı aranıyordu.



Serginin “Motiflerin Hatırlattıkları” bölümünde “Saz Yolu Rotası” başlıklı çalışmasıyla yer alan Burçak Bingöl seramiği kültürel bir malzeme olarak kullanıyor, Doğu ve Batı geleneklerinin görsel yolla ifadesinde tanıdık form ve imgelerden yararlanıyor. 2017’den bu yana da Topkapı Sarayı’ndaki Şahkulu’nun resimlemiş olduğu 16. yüzyıla ait çini panelin İpek Yolu boyunca Çin, Osmanlı İmparatorluğu ve Avrupa üzerindeki kültürel etkilerini konu alan bir araştırma yürütüyor. Bu sergi paralelinde düzenlenen “Çiniler ve Öyküler” başlıklı konuşmada da Burçak Bingöl ile Osmanlı duvar çinilerinin tarihine ilişkin bir kitaba imza atan mimar ve araştırmacı Gertrud Olsson seramik, gelenekler ve kimlik bağlamında kültürel mirasa odaklandılar.


Seramiği kültürel bir malzeme olarak kullanan bir diğer sanatçı Elif Uras “Çifte Niş” başlıklı çalışmasında Anadolu kökenli Ana Tanrıça’ya gönderme yapan kadın figürünü merkeze oturtur. Modernite ve gelenek arasındaki mücadele bağlamında değişen cinsiyet ve sınıf kavramlarına odaklanan sanatçı 2007 yılından beri İznik seramikleriyle ilgileniyor ve yapıtlarını İznik Vakfı'nda zanaatkarların desteğiyle üretiyor.


Aklımıza gelebilecek her türlü malzemeyi sömürge tarihlerine ilişkin sorular sormak için kullanan Amerikalı sanatçı Candice Lin, bu sergide “Sert, Beyaz Bir Beden, Geçirgen Bir Astar” başlıklı yerleştirmesiyle yer aldı. Burada gelecekte bulunmuş bir gemi kalıntısından çıkan nesneleri çağrıştıran porselenlerle çalışan sanatçı, küresel ticaretin tarihine değiniyor. Ayrıca 18. yüzyılda erkek kimliğine bürünerek denizaşırı yolculuğa çıkan ilk kadın botanik bilimci Jeanne Baret’in öyküsünü de hatırlatarak feminist bir söylem ekliyor.


Skuja Braden ikilisi ise müzede geçirdikleri bir günün hatırasını “Zamanın Akışı” yerleştirmesiyle nesneleştirmiş. İlk bakışta dekoratif bir pano gibi görünen çalışma o gün cep telefonlarıyla çektikleri müzedeki eserlerin görüntülerini içeriyor. Genellikle bir daha dönüp bakmadığımız sonsuz bir dijital arşivde duran bu görüntüler binlerce yıl boyunca kalıcılığını sürdüren seramik üzerine aktarılmış.


Arka planda zamanın akıcılığını simgeleyen nehirde yüzen seramik nesnelerin hafızasının dijital araçların hafızasından daha kalıcı olabileceğini düşündürüyor.



Comments


bottom of page