top of page

ISKARTA KAROLARDAN YENİ İFADE ALANLARINA…

2 gün önce
2 dakikada okunur
  • Seramik sanatçısı, akademisyen Hasan Şahbaz’ın “Bellek- Ara Kesit” başlıklı 10. kişisel sergisi 22 Eylül- 23 Ekim tarihleri arasında Afyon Kocatepe Üniversitesi M. Rıza Çerçel Kültür ve Sanat Merkezi Sergi Alanı’nda izlendi. Şahbaz, endüstriyel üretimden ıskartaya ayrılmış büyük boyutlu yer karolarını yeni yüzey alanlarına dönüştürerek deneysel ve resimsel bir dil ortaya koymuştu.


Afyon Kocatepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü Öğretim Görevlisi Hasan Şahbaz’ın “Bellek– Ara Kesit” başlıklı kişisel seramik sergisinin açılışı fakültenin ev sahipliğinde gerçekleştirildi.



Hasan Şahbaz, son dönemde ürettiği ve izleyiciye sunduğu yeni çalışmalarında endüstriyel üretimden ıskartaya ayrılmış büyük boyutlu yer karolarına yeni bir yaşam kazandırmıştı. Sanatçı; karoları yeni yüzey alanlarına dönüştürerek, parçalanmış ve yeniden kurulmuş yüzeyler üzerinde sır, renkli çamur ve farklı müdahalelerle deneysel ve resimsel bir dil ortaya koymuştu. 



Şahbaz’ın hocası Oya Turay Uzuner sergi için yazdığı metinde sanatçının yapıtlarını içtenlikle değerlendirmiş:


“Yıllardır çalışmalarını, bitmek bilmeyen üretme isteğini ve her defasında kendine yeni sorular sorarak yoluna devam edişini gururla izliyorum. Çalışkanlığını zaten söylemeye gerek yok; ama beni asıl etkileyen, bunca yıllık üretimin ardından hâlâ malzemeyle didişmekten, denemekten, bozup yeniden kurmaktan vazgeçmemen. İnsan bir süre sonra bildiklerinin güvenli alanına çekilebilir; sen tam tersine, bildiklerini de bozarak yeni bir yol açmayı seçiyorsun. Bu çok kıymetli. 



Serginin başlangıçta geçmişten bir seçki olarak düşünülüp, atölyeye yeniden girince kırk yeni işe dönüşmesi de ne güzel… Üretmenin en güzel tarafı bu olsa gerek. İnsan geçmişine dönüp bakmak isterken kendini yeniden bugünün içinde yepyeni fikirler keşfederken buluyor. “Bellek | Ara Kesit” adı da bu yüzden serginin hikâyesine çok yakışmış. Belli ki geçmişle bugünün birbirine değdiği bir sergi olacak.


Iskartaya ayrılmış endüstriyel karoların alışılmış biçimlerini bozup onları yeniden bir yüzeye dönüştürme fikrini de çok sevdim. Malzemenin kendisine verilmiş hükmü kabul etmeyip ona başka bir hayat açmak, serginin bellek fikriyle de çok güzel örtüşüyor.


Bir de şu “Bazen ben, bazen ateş galip geldi” cümlen çok tanıdık. Seramikle yıllarca uğraşmış herkes bilir ki ateşle ilişkinin kesin bir galibi pek yoktur. Belki yalnızca zamanla onunla biraz daha iyi konuşmayı öğreniyoruz. Bazen de üç dört kez pişirip hâlâ son sözü kendimizin söylediğini zannediyoruz.


Dokuz yıl sonra onuncu kişisel serginin olması da ayrıca çok kıymetli. Aradaki yılların bir suskunluk değil, birikme zamanı olduğu daha sergiyi görmeden anlaşılıyor.”





 
 
 

Yorumlar


bottom of page