top of page

JİNGDEZHEN’DE ÜÇ AY: TOPRAĞIN HAFIZASINDA BİR YOLCULUK

2 gün önce
3 dakikada okunur
  • Çin’de, porselenin başkenti olarak anılan Jingdezhen bölgesindeki Taoxichuan Art Center’ın üç aylık sanatçı davet programı “Migratory Birds” (Göçmen Kuşlar)’ün konuklarından biri de Türkiye’den Pınar Baklan oldu. Sanatçı Jingdezhen izlenimlerini Seramik Türkiye için kaleme aldı.


PINAR BAKLAN


Ben Pınar Baklan.


Bu yılın Mayıs ve Ağustos ayları arasında, Dünya seramik ve porselen başkenti olarak anılan Jingdezhen’de, Taoxichuan Art Center’ın üç aylık Artist Residency programına davet edilmek ve bu programın bir parçası olmak benim için çok özel ve dönüştürücü bir deneyimdi. Ve aslında burada üretebilmek uzun süredir hayalini kurduğum bir şeydi. 


Jingdezhen’e gitmeden önce bu şehrin seramik tarihindeki yerini elbette biliyordum. Ancak oraya vardığımda, seramiğin yalnızca bir sanat dalı değil, şehrin yaşam biçimi olduğunu görmek beni çok etkiledi. Yüzyıllardır porselen üretiminin merkezlerinden biri olan bu şehirde seramikle karşılaşmadığınız neredeyse hiçbir an yok. Sokaklarda, atölyelerde, fırınlarda, fabrikalarda, küçük dükkânlarda ve sanat merkezlerinde seramiğin izlerini görmek mümkün.


Katıldığım her artist residency programında olduğu gibi Jingdezhen’de de bu atmosferin içinde üç ay boyunca üretmek, benim için hem büyük bir çalışma alanı hem de sürekli öğrenme fırsatı oldu. 


Taoxichuan Art Center’daki residency sürecinde farklı ülkelerden ve farklı disiplinlerden sanatçılarla bir arada çalışma şansı buldum. Bu çeşitlilik, kendi üretimime dışarıdan bakabilmemi sağladı. Farklı kültürlerden gelen sanatçıların çalışma biçimlerini, malzemeyle kurdukları ilişkiyi ve sanat üzerine düşüncelerini gözlemlemek, benim için en az kendi üretimim kadar değerliydi. 


Bu süreçte, koleksiyona alınan ve bu sanat merkezinin büyük kampüsü içinde kalıcı olarak sergilenen büyük boyutlu bir kamusal heykel gerçekleştirdim. Böylesine büyük ölçekli bir işi, Çin’in seramik üretim geleneğinin kalbinde hayata geçirmek benim için çok heyecan vericiydi. Aynı zamanda müze koleksiyonuna dahil edilen çok sayıda elle şekillendirilmiş porselen heykel ürettim. Çin porseleninin hassasiyeti, beyazlığı, ışıkla kurduğu ilişki ve çok yüksek sıcaklıklarda redüksiyonlu fırınlardaki dönüşümü üzerine daha derin düşünme ve çalışma fırsatı buldum. Çin porselen kültürünün mavi beyazı ve Türk çinilerinin mavi beyaz geleneğini modern soyut heykellerimde bir araya getirme hedefiyle kobalt mavili çizgileri, fırça dejoruyle işlerime dahil ettim ve altın kullanarak bu özel dekoru daha da kıymetli kılmak istedim.



Jingdezhen’de üretim yapmanın en etkileyici taraflarından biri de malzemenin sınırlarını sürekli yeniden keşfetmekti. Bilhassa son derece ışık geçirgen ve süper beyaz porselenin… Burada seramik yalnızca çamur ve fırından ibaret değil; yüzyıllar boyunca birikmiş büyük bir bilgi ve deneyim alanı. Geleneksel yöntemlerle çağdaş üretimlerin yan yana var olması, bana kendi sanat pratiğimi de yeniden değerlendirme fırsatı verdi. Sanat üretiminin en kıymetli taraflarından birinin tam da bu süreç olduğunu düşünüyorum. Farklı ve kaliteli bir  malzeme cennetinde yüzlerce farklı malzemeyle çalışabilme imkanı bulabilmek, keşfetmeye çalıştığınız malzemenin sizi şaşırtmasına, kontrolünüzden çıkmasına ve size yeni bir şey öğretmesine saygıyla izin vermek…


Jingdezhen bana bunu bir kez daha hatırlattı.


Burada yalnızca eser üretmedim; daha önce de deneyimlediğim farklı bir kültürün içinde yaşadım, yeni insanlarla tanıştım, yeni üretim teknikleri gördüm, porselenin tarihini ve bugünkü çağdaş seramik pratiğini yakından deneyimledim. Bir sanatçı olarak kendi üretim dilimi sorguladığım, geliştirdiğim ve yeni fikirlerle zenginleştirdiğim bir dönem oldu.


Çin’deki galerilerden kariyerim için çok önemli olan teklifler aldım. Üç ayın sonunda ülkeme dönerken yeni fikirler, yeni sorular, yeni dostluklar ve sanat pratiğime dair farklı bir bakış açısı ve çokça yeni deneyim de taşıyordum.


Jingdezhen’de geçirdiğim bu dönem, benim için yalnızca başarılı bir artist residency programını tamamlamak değildi. Aynı zamanda sanatçı olarak kendime, üretimime ve porselene yeniden bakabildiğim çok kıymetli bir yolculuktu.


Büyük bir üretim heyecanıyla başladığım bu yolculuğu, büyük bir ilham ve minnet duygusuyla tamamladım.


Şimdi Türkiye’ye döndüm. Jingdezhen’de biriken deneyimlerin, yeni ürettiğim ve üreteceğim işlerde nasıl karşılık bulacağını görmek için ben de büyük bir merak içindeyim.


Çünkü bazı yolculuklar bittiğinde aslında bitmez.


Toprağa, porselene ve sanata karışarak devam eder.



 
 
 

Yorumlar


bottom of page