top of page

KAYADA BÜYÜDÜM BEN

  • 13 May
  • 1 dakikada okunur
  • Seramik sanatçısı Melike Abasıyanık Kurtiç’in sanatsal pratiğini merkezine yerleştiren “Kayada Büyüdüm Ben” başlıklı sergi Galeri Nev iş birliğinde ve Galerist ev sahipliğinde, Kale Tasarım ve Sanat Merkezi’nin (KTSM) desteğiyle açıldı. 15 Ocak-21 Şubat tarihlerinde izlenen sergi, farklı disiplinlerden sanatçıları bir araya getirdi.



2024 yılında Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi’nde gerçekleşen “Bir Denizkestanesinin Anıları”nın ardından kurgulanan sergi, Melike Abasıyanık Kurtiç’in eserlerini; onun düşünme biçimi, form anlayışı ve malzemeyle kurduğu ilişkiyle örtüşen sanatçıların üretimleriyle bir arada sundu. Bir Denizkestanesinin Anıları sanatçının pratiğini içe doğru yoğunlaşan, katmanlı bir üretim alanı olarak ele alırken, “Kayada Büyüdüm Ben” bu evrenden taşan biçimlerin ve düşünsel yönelimlerin başka sanatçıların pratiklerinde nasıl yankılandığını araştırıyordu. 


Galerist’teki sergi, seramiklerini sayısız desen, suluboya, fotoğraf ve yerleştirme ile besleyen ve bu malzemelerin birinden diğerine sürekli tercümeler yapan Abasıyanık ile pratiklerinde farklı kanallarda derinleşen sanatçıları bir araya getirdi. Deniz Aktaş, Ece Bal, Gökhun Baltacı, İlhan Berk, Zeynep Kayan, Thiago Rocha Pitta, Anıl Saldıran, Johanna Seidel, Elif Uras ve Burcu Yağcıoğlu’nun eserlerinden oluşan seçki, İlhan Berk’in mısralarıyla, Abasıyanık’ın bir başka kutsalına, yani edebiyata doğru da genişliyordu. Böylece izleyiciler seramiğin tüm zengin açılımlarını deneyimlediler. 



Sergide yer alan pratikler, hiyerarşik bir merkez–çevre ilişkisi kurmaktan çok, her birinin kendi dilini ve özerkliğini koruduğu çoğul bir karşılaşma zemini oluşturuyordu. Bu karşılaşmalarda diğer sanatçıların üretimleri, Melike Abasıyanık Kurtiç’in işlerinde belirginleşen mükerrerlik, döngüsellik ve yineleme fikriyle ilişki kuruyor; kimi zaman biçimlerin birbirine yaklaşan hatları, kimi zaman imgesel akrabalıklar ve görsel mimikler aracılığıyla onun dünyasına eklemleniyordu. Yineleme burada yalnızca takıntı ya da obsesyonun bir tezahürü olarak değil; formun kendi içine kıvrılarak çoğaldığı, küçük sapmalarla yön değiştirdiği ve anlamın sessizce hareket ettiği bir düşünme alanı olarak beliriyordu.


 
 
 

Yorumlar


bottom of page