“MADE IN EUROPE” KRİTERİNİN TÜRKİYE’YE YANSIMALARI
- 13 May
- 2 dakikada okunur
İstanbul Sanayi Odası’nın düzenlediği “Made in Europe Kriteri: Rekabetçi Avrupa Sanayisinin Temel Unsurları ve Türkiye’ye Olası Yansımaları” başlıklı seminer 18 Şubat’ta gerçekleştirildi. Kamu, sanayi ve iş dünyasının geniş katılımıyla yapılan toplantıya Türkiye Seramik Federasyonu temsilcileri de katıldı.

İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından, Avrupa İşletmeler Ağı Projesi kapsamında düzenlenen “Made in Europe Kriteri: Rekabetçi Avrupa Sanayisinin Temel Unsurları ve Türkiye’ye Olası Yansımaları” seminerinde, AB’nin sanayi politikalarındaki dönüşüm ve bunun Türkiye’ye etkileri ele alındı. Avrupa Komisyonu’nun son dönemde gündeme getirdiği ekonomik güvenlik ve stratejik bağımlılıkların azaltılması politikaları bağlamında; Temiz Sanayi Mutabakatı, Sanayi Hızlandırma Yasası (Industrial Accelerator Act) gibi girişimler düzenlenen panelde gündeme getirildi.

BloombergHT TV Programcısı Hande Berktan’ın moderatörlüğünü yaptığı panelde İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) Genel Sekreteri Doç Dr. Çiğdem Nas, Ticaret Bakanlığı AB Tek Pazar ve Yeşil Mutabakatı Daire Başkanı Elif Berrak Taşyürek, EDAM Direktörü Sinan Ülgen ve TAYSAD Yönetim Kurulu Başkanı Yakup Birinci konuşmacı olarak yer aldı.
Panelde, AB’nin sanayi politikalarında öne çıkan “Made in Europe” kriterinin kamu alımları, teşvik ve finansman mekanizmaları üzerinde yeni etkiler yaratacağı vurgulandı. Avrupa Komisyonu’nun hazırladığı sanayi taslağından gelen ilk bilgilere göre yenilenebilir enerji, otomotiv, çelik, kimya, savunma ve yapay zekâ gibi öncelik verilecek stratejik sektörler listeleniyor, batarya, güneş ve rüzgâr enerjisi ile elektrikli araçların kamu alımlarına yönelik yeni tedarik kuralları getirilmesini, kamu sözleşmelerinde düşük karbonlu sanayi ürünleri için AB menşeli asgari oran belirlenmesini ve elektrik kabloları ile elektrikli araç şarj altyapısının Avrupa’da üretilmesi şartı planlanıyor.
Panelde “Made in Europe” yaklaşımının AB içinde de derin görüş ayrılığına yol açtığı belirtildi. “Made in Europe” (Avrupa’da Üretildi) tanımının üye ülkeleri ikiye böldüğü, kimi ülkelerin bu tanımı çok sert bulduğu ve onun yerine “Made with Europe” yani “Avrupa ile Üretildi” yaklaşımını savundukları vurgulandı.
EDAM Direktörü Sinan Ülgen, “Türkiye’nin 'Made in Europe' içinde konumlanması sadece Türkiye’nin lehine olacak bir yaklaşım değildir; aynı zamanda Avrupa Birliği’nin de çıkarınadır. Çünkü bugün üretim zincirleri ulusal sınırlar üzerinden değil, entegre değer zincirleri üzerinden şekillenmektedir. Türkiye ile AB arasındaki ticaret ve üretim ilişkileri klasik bir üçüncü ülke ticareti değildir. Ortak standartlara dayalı, karşılıklı bağımlılık içeren ve sanayi politikalarıyla iç içe geçmiş bir yapıdır. Türkiye’yi üçüncü bir ülke gibi değerlendirmek, özellikle sanayi ve tedarik zincirleri açısından Avrupa ekonomisi için olumsuz sonuçlar doğurabilir.” diye konuştu.




Yorumlar