MİMARİ BELLEĞİN İZLERİNİ SÜRÜYOR
Serkan Günenç’in dokuzuncu kişisel sergisi “Mimari Belleğin İzleri” geçtiğimiz Nisan ayı boyunca Toros Üniversitesi Gülüm Özveren Sanat Galerisi’nde izleyicilerle buluştu. Sanatçı, seyahatleri sırasında edindiği derin gözlemleri ve kültürel deneyimlerini seramik formlarında somutlaştırarak, izleyicilere farklı bir bakış açısı sunmayı amaçlıyordu.
Serkan Günenç; “Bellek Mekanlar” ve “Hafızanın Mekanı– Mekanın Hafızası” başlıklı sergilerinin ardından açtığı “Mimari Belleğin İzleri” sergisi ile üçlemeyi tamamladı. Sanatçının önceki iki sergisinde olduğu gibi bu sergisinde de yer alan her parça farklı coğrafyaların mimari mirası ve bu mirasın zaman içindeki evrimini yansıtıyordu. Sanatçı bu çalışmalarıyla izleyicileri hem görsel bir yolculuğa çıkarıyor hem de mimarinin insan deneyimindeki yerini sorgulamaya davet ediyordu.
Günenç, seramik malzemeyi kullanırken, sadece estetik bir biçim yaratmayı hedeflemeyen; aynı zamanda bu formlar aracılığıyla tarih, bellek ve kültürel kimlik gibi kavramları irdelemenin peşinde koşan bir sanatçı. Her bir yapıt, mimari yapıların ruhunu barındırarak, dönemlerin, kültürlerin ve insan hikâyelerinin izlerini taşıyan birer temsilci olarak karşımıza çıkıyor.
Seyahatleri sanatını zenginleştirdi
Yurtiçi ve yurtdışı seyahatleri sırasında keşfettiği farklı coğrafyaların ve kültürlerin mimari yaklaşımları Günenç’in sanatsal ifadesini şekillendiren önemli unsurlar olmuş. Her seyahati, farklı doku ve formların yanı sıra zamanın ve mekânın farklı anlayışlarını da beraberinde getirmiş. Bu seyahatler sırasında gözlemlediği yerel el sanatları ve mimari detaylar, sanatçının malzeme ile kurduğu ilişkiyi dönüştürüyor. Kendine özgü bir anlatı dili ve tarihsel bağlama sahip her coğrafyanın zengin unsurlarını çalışmalarına entegre ederek izleyiciyi farklı kültürel ve duygusal katmanlara doğru bir yolculuğa çıkarıyor. Her bir parçada gezileri sırasında edindiği gözlemler ve duygusal tecrübeleri yansıtıyor.




Yorumlar