ZAMANI SAKLAMAK
- 13 May
- 2 dakikada okunur
Sevim Çizer’in “Zamanı Saklamak” başlıklı sergisi 27 Nisan’da İzmir Kültür Sanat Fabrikası’nda açıldı. Sanatçının kişisel arkeolojisinden izleri taşıyan retrospektif niteliğindeki sergi 9 Mayıs’a kadar izlenebilecek. İşte sergiye adını veren ‘zamanı saklamak’ kavramının Çizer’in kaleminden yorumu.
PROF. SEVİM ÇİZER
“Zamanı saklamak” kulağımıza şiir gibi geliyor ama aslında biraz paradoks bir düşünce. Çünkü zaman dediğimiz şey, akıp gidiyor ve onu fiziksel olarak saklamak mümkün değil. Ama insanoğlu binyıllardır zamanın izlerini “tutmanın” yollarını bulmuş.

Anıları saklamak: Fotoğraflar, videolar, günlükler… Hepsi, geçen bir anı dondurma çabası. Bir fotoğraf çektiğimizde aslında o anın küçük bir dilimini saklamış oluyoruz.
Sanatla zamanı dondurmak: Bir tablo, bir heykel, bir şarkı, bir şiir… Örneğin Salvador Dali’nin eriyen saatleri bile zamanın akışını sorgular. Sanat, zamanı hissettirmenin ve kaydetmenin en güçlü yollarından biri.
Bellek ve duygular: Bazen bir koku ya da bir müzik bizi yıllar öncesine götürür. Zamanı değil, ama onun bizde bıraktığı izi saklarız.
Bilimsel bir bakışla; Fizikte zaman, özellikle Görelilik Teorisi ile birlikte esneyebilen bir şey olarak düşünülür ama yine de “saklanabilir” değil sadece farklı şekillerde deneyimlenebilir.
Cem Adrian “Bir istiridyenin inciyi saklaması gibi saklayacağım seni” diyor, en kıymetlimsin, benim içimdesin anlamında. Yaşantımızda, sırlarımızı en güvenli yer olan kalbimizde saklayalım deriz çoğu zaman.
Özdemir Asaf “Seni saklayacağım” diye başlıyor söze. “Seni saklayacağım inan, yazdıklarımda”. Saklamak; bir şeyi uzun süre korumak için ortalıkta olmayan bir yere kaldırmak; bir dosyayı kaydetmek ve bazen başka bir ortama kopyalamak vb. Zaman, insan yaşamının en hızlı akan ve geri getirilemeyen tek hazinesidir. Bu nedenle “Vakit nakittir” diyerek değerini anlatan, bugünün işini yarına bırakmamayı öğütleyen veya anı yaşamaya davet eden kimi sözler, zamanı doğru yönetmenin ve kıymetini bilmenin önemini vurgular.

Arkeoloji Disiplini ve “Zamanı Saklamak”
Toprak susmaz. Üstü örtülse de anlatır. İnsan gider, şehir çöker, rüzgâr izleri siler; ama derinlerde bir yerde zaman, kırılmadan kalır. Bir çömleğin çatlağında, bir kemiğin sessizliğinde unutulmuş bir adımın yankısı saklanır. Arkeoloji, amanı durdurmaz onu dinler. Katman katman çözülen toprağın içinde her şey yerini bilir çünkü zaman da biriktirir, tıpkı bellek gibi… Yeryüzünün belleği… En altta en eski sır, en üstte en son unutulan. Ve bazen, bir an, bir felaketin ortasında olduğu gibi kalır Pompei’de olduğu gibi insanların son nefesi, taşların arasında hâlâ dolaşır.
Arkeoloji zamanı saklamaz aslında. Zamanı kaybetmemeyi öğretir. Retrospektif niteliği de taşıyan bu sergimde, kendi yaşam arkeolojimin zamana yayılmış birikimlerini seramik malzeme ile somutlaştırıyorum.


















Yorumlar